Gerçek Gündem

Seçim Öncesinde Akın Akın Geliyorlar!

gezi parki mart 2014 film oluyor
vav harfinin mucizesi ve hikmeti
Gerçekten de öyle. Akın akın geliyorlar. Mart 2014 seçimleri öncesinde, bir soros, tavistock projesi olan Gezi Parkı'nı şimdi de film olarak lanse etmeye hazırlanıyorlar. Bakalım Anadolu insanı, bu kanlı oyuna, bu kirli projelere karşı tavrını mart 2014 seçim sandığında nasıl ortaya koyacak.

Tarih açıkça ortaya koyuyor ki;
"Dünyaya gerçek bir dahi geldiğinde, onu şu işaretten anlayabilirsiniz. Tüm ahmaklar ona karşı birleşmişlerdir."


İşte o satılık ahmaklar, Mart seçimleri öncesinde "Cennetin Düşüşü" isimli bir film ile karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Küresel güçlerin kendilerine verdiği görevi, bu fragmanda görüldüğü üzere başarıyla gerçekleştiriyor.

Bir Gezi Sendromu, Türkiye'nin damarlarına enjekte edilmeye çalışıldı. Darbeler gören bu ülke, ilk defa içerisindeki ajanları bu kadar açık ve seçik sahnede görüyor, sözde "halk" olan marjinal ahmaklar, 682 milyar TL'sini yerleşik düzene, faiz lobisine, siyonizm çatısı altında birleşenlere çaldırmamış bu ülkenin Başbakanına, Recep Tayyip Erdoğan'a istifa çağrısı yapabiliyor. Bütün süreci, herşeyi bir kenara bırakın ve sadece şuna cevap arayın...

Başbakanının arkasında dimdik durabilecek misin Türkiye?


gezi parki film oluyor gezi parki occupy gezi yasli kadin tkp orgut uyesi cikti anonymous maskeli gencler teror estirdi her yeri yakip yiktilar
blogger post more

Onlar Ak Parti'nin Fişini 2010 Yılında Çekmişti!

Evet 2010 Şubat ayından itibaren tam anlamıyla Ak Parti, milletine hizmet eder kıvama gelmiş, bağımsızlık yolunda neredeyse Türkiye'nin önündeki bütün engelleri kaldırmayı başarmıştı. 10 yılını doldurmadan bu yükseliş, tersine ivme kazandırılmak zorundaydı, çünkü yaklaşık yıllık 80 milyar dolarcık Türkiye'yi sömüremeyen dış mihraklar ve onların elçileri Erdoğan'ın başını istiyordu. Ve bu artık öyle açık seçik belli oldu ki hedeflerine ulaşana dek, ya Erdoğan'a açıkça yada dolaylı yollardan suikast düzenlenecek veya milletin gözünde değeri yok edilecek. Bu sonuçlara elbette düşünen her vatandaşımız vakıf olabilir.

Hamleler Aralık 2013'te hala devam ederken finansal manipülasyon denemeleri, Ak Parti'yi halkın gözünde itibarsızlaştırılma denemeleri de boy göstermeye devam ediyor. 2. Gezi Parkı gözüyle baktığımız, "17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet soruşturması" için bizim bakış açımız, ulu önder Atatürk'ün belirttiği gibi dış mihrakların bir hamlesidir. Uygulama biçiminde eşi benzeri görülmemiş hataları olan, dünyada bir örneğine dahi rastlanılmayacak türde gerçekleşen bu soruşturmada Türkiye, görünen kadarı ile 1 milyar dolarını kaybetmiştir. Gezi parkının ülke çapındaki kar zarar bilançosu ise, yaklaşık 35 milyar dolar olduğunu öyle sanıyorum ki bilmeyen yoktur. Tüm bu kan emici oyunlarda, halk isyana teşvik edilmekte, Atatürk'ün çizdiği muasır medeniyetler seviyesine yükselmesi engellenmektedir. İşte gerçek yolsuzluk bu kanlı projeleri hayata geçiren misyon görevlilerine aittir. Bu görevliler tepeden başlamak üzere, halk tabanında uyutulmuş hücrelere kadar uzanmakta ve bugüne kadar da başarıyla görevini yerini getirmektedir. Ancak unuttukları birşey var ki, "Zalimler istemese de, Allah nurunu tamamlayacaktır."

Anıtkabir'e son ziyaretimi hatırlıyorum da, orada yazan şu söz nasıl da bu günü yansıtıyor. Atamız diyor ki, "Devrimin amacını kavramış olanlar, sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır." Ne güzel söylemiş değil mi Mustafa Kemal Atatürk. Bugün sokaklarda Lenin devrimlerini hayata geçirmeye çalışan yurt dışı sevdasıyla yetişmiş gençler, Atatürkçülük adı altında, laiklik adı altında Atatürk'ün Türkiye'sinin temeline dinamit döşemeye çalışmaktadırlar. Hedeflerinde Ak Parti nefreti, uygulamalarında ise Atatürk'ün binbir zorlukla ayağa kaldırdığı Türkiye'yi kaos ortamına sürüklemek niyetindedirler. En popüler üniversitelerde okuyan öğrencilere bir bakın. Sokaklara dökülen insanlar, bunları marifetmiş gibi basına veren medya düzeni, her yıl Türkiye'nin kasasında kalan 80 milyar doları zorla alma çabasındadırlar. Bu mudur Atatürkçülük? Yemin ederim ki, Atatürk bugün hayatta olsa, Atatürkçüyüm diyerek sokaklara çıkan her bir ferdi, bu ülkenin düşmanı ilan ederdi. Unutmayın ki, artık başı istenen bir başbakanımız var. Ya onun arkasında duracağız, yada emperyal güçlerin.

Dünya Türkiye başbakanının siyonizme, antisemitizme olan tepkisini kınarken bizler bunu nasıl görmezden geliyoruz hiç anlamıyorum. "Dostumuz, düşmanımız kim?" belirleyemeyecek kapasitede miyiz? Gerçekten de 3 günlük hafızayla mı yaşıyoruz?

Son olarak diyebilirim ki;
Evet, Türkiye Mart seçimlerinde kaderini belirleyecek. Bu zorlu süreçte dikkatimi çeken bir projeyi belirtmek istiyorum. Yüce Türk milletine hizmet yolunda hazırlanan ve çokta gündeme getirilmeyen Marmaray'a kardeş sayılabilecek "Avrasya Tüneli (Boğazın altından çift katlı otoban) projesi" 2011 mart ayında temeli atılmıştı. Aralık 2013 itibariyle dev matkap montajı hazırlanmış ve proje hayata geçirilmeye başlanmıştır. Objektif bir bakış açısı ile diyebiliriz ki, "Ak Partinin projelerine, diğerlerinin hayalleri bile erişemez".

Başbakanına, başkanına sahip çık Türkiye...
gaf yapma sanati


Sevgiyle kalın...
blogger post more

Gaf Yapma Sanatı Ve Bir de Siyaseti

Yıllardır yakın Türkiye tarihini takip etmekteyim, ancak bu kadar hızlı bir geri dönüşü daha önce hiç görmedim. Çokta eski olmayan bir video olmasına rağmen, dikkatimden kaçmış ama yine de kayda ve izlenmeye değer olduğu için burada paylaşmayı uygun buldum. Dikkatinizi 45-55 saniyeler arasına vermenizi istiyorum. Yüzünüzde gülümseme eksik olmasın Türkiyem...

gaf yapma sanati
blogger post more